Sosyalist Teori
Sosyalist Teori
Sosyalist Teori
   HomeAna Sayfa   Kontaktİletişim  ImpressumDuyurular  SitemapSite Haritası
 
 
Ana Menü
Anasayfa
Makaleler
Güncel Yazı - Yorum
Haberler - Duyurular
Söyleşiler
Kitap Tanıtımı
Bağlantılar
Görüntü Arşivi
Site İçi Arama
Bize Ulaşın

            

          

Üye Girişi





Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluştur



Ziyaretçi Sayısı
370932

 

Pardus... Özgürlük İçin...



Cihat ve Darbe: 1 Mayısı Anlamak E-mail
Güncel Yazı - Yorum
Ece Temelkuran   
Cuma, 02 Mayıs 2008
Ece TemelkuranGeçmiş olsun! 1 Mayıs günü İstanbul’da dayak yemiş, biber gazına maruz kalmış bütün işçilerin, öğrencilerin, siyasilerin, sendika yöneticilerinin fiziksel ve manevi acısını paylaşıyorum. Maruz kaldıkları bu vahşi ve hınç dolu muamele karşısında onların yanındayım. Hepsinin acısının geçmiş olmasını diliyorum.

Polis şiddeti olacağını biliyorduk. Engellemeye çalışacaklarını zaten söylemişlerdi. “Ayaklar” Taksim’e girmesin diye “başlar” ellerinden geleni yapacaklarını defaten belirtmişlerdi. Ama hükümetin, İstanbul’un merkezini, Türkiye’de darbe yapılmış gibi bir manzarayla süsleyeceğini bilmiyorduk.

Askerlerin, panzerlerin gelip böğrümüze oturacağını, polisin bombaları hastanelerde patlatacağını bilmiyorduk, bilemezdik. İşçiden, yoksuldan, öğrenciden bu denli rahatsız olduklarını, antidemokratik, insanlık dışı yüzlerini bu denli pervasızca sergileyeceklerini tahmin edemezdik. Şişli-Taksim hattı kan revan içindeyken muhafazakâr basının internetten gün içinde “Sağduyu kazandı” diyeceğini insan nasıl tahmin eder?

Devamı...
 
Müslüm Baba MARXın KAPİTALini öğretiyor III E-mail
Makaleler
Fuat ERCAN   
Perşembe, 24 Nisan 2008

( Müslüm Baba MARX’ın KAPİTAL’ini öğretiyor II için tıklayın )

Şeyleşme ve yabancılaşma II

ÜCRET-I



“Toplumsalcılık ilkelerine dayalı bir
mülkiyet sistemini benimsemiş bir toplumun
ücretli emeğin her biçimini reddetmesi de kaçınılmazdır.”

(P. Kropotkin'in Ekmeğin Fethi)

 

Bir acayip iş vesselam

Bir çelişkidir gidiyor. Müslüm Baba “ihtiyacım var” reklamında tüketilmesi gereken metaların listesini çarşafı da katarak çarşaf gibi veriyor. Bu ve benzeri reklamlar insanları tüketime davet ediyor, tüketime zorluyor. Ama diğer yandan tüketim yapacak kesimleri sınıfsal olarak sıraladığımızda bir yandan kapitalistleri diğer yanda ise ücretli ve bir de dönüşüm sürecinde olan kırsal alan yani köylüleri görüyoruz. Kapitalistler üretimde yaratılan veya daha önce yaratılmış olan artı-değeri kendi aralarında paylaşıyorlar. Yani üretim karı, para kapitalistinin elde ettiği faiz ve bir de ticaret ile uğraşanın ticari karı. Bu sınıfların sayısal dökümünü yapacak olursak özellikle Türkiye’de kapitalistlerin az sayıda olduğunu buna karşılık ücretli kesimin sayısal olarak oldukça önemli bir payı olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu gün ücretler sermaye örgütleri ama özellikle de işverenlerin çatı örgütü olan TİSK için önemli bir değişken.

Devamı...
 
Müslüm Baba MARXın KAPİTALini öğretiyor II E-mail
Makaleler
Fuat ERCAN   
Perşembe, 24 Nisan 2008

( Müslüm Baba MARX’ın KAPİTAL’ini öğretiyor I için tıklayın )

Emek-emek gücü, şeyleşme ve yabancılaşma-I

Ve elbette ki,
sevgilim, elbet,
dolaşacaktır
elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi
tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet...
Nazım Hikmet

Katı Olan Her Şey Buharlaşiyor Ama Sonra Yeniden Katılaşıyor

160 yıl önce Komünist Manifesto’da K.Marx ve F.Engels yaşadıkları dönemi “katı olan her şey buharlaşıyor” ifadeleri ile açıklamışlardı.  Bu ifade kapitalist topluma geçerken bir önceki toplumsal ilişkiler sisteminin nasıl tepeden tırnağa dönüştüğünü /dönüştürüldüğünü açıkladığı gibi, kapitalizmin bugün de hızı artarak devam eden dönüştürücü gücüne ait ipuçları da  veriyor. Daha otuz yaşlarına girmeden F.Engels ile birlikte kaleme aldıkları Manifesto’nun yayınlanmasının üzerinden yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra, Marx, kapitalizmin yapısal özelliklerini serimleyecek çalışmasını yani KAPITAL’in ilk cildini yayımlayacaktır. Karl Marx, KAPİTAL’de katı olan her şeyin buharlaştıktan sonra nasıl yeniden katılaştığını açıklayacaktır. Metaların Fetişizmi ve Bunun Sırrı adlı alt başlıkta kapitalizmin yapısal özellikleri ile onun işleyişine monte edilen insanların öyküsü anlatılır. Buharlaşan her şeyin nasıl yeniden meta biçimine dönüştürüldüğü yani  katılaştığına dair teorik çerçeve, yazıldığı dönemden çok daha fazla bu günleri açıklayacak nitelikte. Önümüzdeki birkaç yazıda, KAPİTAL’den hareketle fetişizm, yabancılaşma ve şeyleşme kavram/olgularını güncel açılımları ile birlikte ele alıp incelemeye çalışacağız. Genelleşmiş meta üretimi aynı zamanda fetişizmin genelleşmesine yol açtığı ölçüde, gerçeği analiz edip anlama daha bir zorlaşacaktır. Bu zorluğun farkında olan Marx ve Engels, Komünist Manifesto’da katı olan her şeyin buharlaştığı bir dünyayı anlamak için daha bir özen göstermenin gerekliliğini vurgularlar. Bu yüzden Marx, kapitalizmi anlama çabasına “meta” kavramıyla başlar. Kapitalizm değdiği her şeyin önce verili konumunu bozuyor, daha sonra ise meta biçiminde katılaştırıyor. Metalaşma ve metalaştırma zaman içinde yaşamın akla gelmeyecek her alanına girecek bir özelliğe sahip. Son zamanlarda üzerinde tartıştığımız konuları düşünmek bile metalaşmanın ulaştığı boyutları açığa çıkaracak nitelikte. Eğitimin aslında bir meta olduğuna ilişkin düşünceler mi dersiniz, kentsel dönüşüm adı altında barınma hakkının metalaşma süreci içinde erozyona uğraması mı dersiniz, kamu açıkları ileri sürülerek sağlık ve ortak kamusal alanlar olarak ormanların metalaşma sürecine çekilmesi mi diyelim. Sistemin yapısal mantığını görmeyen bazı sol-sosyal demokratlar, sorunu devletin yeterli kaynağının olmaması, tam anlamıyla liberal bir metedoloji ile devletin bu alanlardan çekilmesi gibi ampirisist bir dil üzerinden doğrusu biz marksistleri epeyce üzüyorlar. Yani şimdi sermaye ve sermayedarlorın artan egemenliklerine karşı bir şeyler yapmaya çalışırken, bir de enerjimizi size haracamasak ne olur yani (Bakınız son günlerdeki eğitimin neden paralı olması gerektiğine ilişkin “ezber bozma” yazılarına, kaynak tabili Radikal İki pazar ekleri).

 

Devamı...
 
Bacca'nın Katledilmesi E-mail
Güncel Yazı - Yorum
Yıldırım Türker   
Pazartesi, 14 Nisan 2008
İtalyan sanatçı Pippa Bacca'nın katledilme öyküsüyle bir kez daha sarsıldık.

Bacca, Balkanları geçtikten sonra, barış yolculuğunda hiç çekinmediği Türkiye topraklarında öldürüldü.

Bu konuda yine topluca bir riyakârlık ayinine çağırılıyoruz.

Elbette büyük gazete, meşrebine uygun olarak, milli savunma refleksiyle Pippa'nın kız kardeşinin sözlerini manşet yapmıştı:

"Kötü insanlar her yerde var."

Bu yürek yakıcı hikâyede bu toprakların yerleşik nizamını, ideolojik örüntülenmesini çarpıcı bir biçimde dışavuran nokta, katilin dedikleriydi. Katil, yakalanmadan önce televizyonda Bacca'nın kayıp olduğu haberini izlerken "AB'ye rezil olduk. Hangi şerefsiz acaba?" demiş.

Katilin klişesi, hayatımızın bağrına çoktan çöreklenmiş. Ele güne rezil olmak. Yaşadığımız; birbirimize ve bizden olmayanlara yaşattığımız vahşeti Türkiye'nin Batı'daki imajı açısından değerlendirip vahvahlanmak. Kendi yaratıp kendi kurguladığımız vahşet karşısında kendi payımızı inkâr ederek olayı insani boyutundan soyup tanıtma-reklamasyon faaliyetinin alanına hapsetmek.
Devamı...
 
Bu Bir Veda Değildir E-mail
Güncel Yazı - Yorum
Fidel Castro Ruz   
Pazar, 24 Şubat 2008
Fidel Castro
Sevgili yurttaşlar,

15 Şubat’ta, size bir sonraki düşüncemde bazı yurttaşları ilgilendirecek bir konuyla ilgileneceğime söz vermiştim. Bu nedenle, bu mesajı yayınlıyorum.

Devlet Konseyi’ne, başkanına, başkan yardımcısına ve sekreterine aday gösterme ve bunları seçme anı geldi. Yıllardır, Başkanlık konumunu meşgul ettim. 15 Şubat 1976’da, Sosyalist Anayasa, serbest, doğrudan ve gizli oyla, oy verme hakkına sahip kişilerin %95’in üzerindeki oyuyla onaylandı. İlk Ulusal Meclis aynı yıl 2 Aralık’ta kabul edildi. Bu da Devlet Konseyi’ni ve onun başkanlığını seçti. Öncesinde 18 yıl boyunca başbakanlık yaptım. Her zaman, halkın ezici çoğunluğunun desteğiyle devrimci görevi ileri taşıyabilmek için önemli imtiyazlara sahip oldum.

Kritik sağlık durumumun bilincinde olan yabancılar, benim 31 Temmuz 2006’da Birinci Başkan Yardımcısı Raul Castro Ruz’a bıraktığım Devlet Konseyi başkanlığından geçici geri çekilmemin nihai olduğunu düşündüler. Ama aynı zamanda Silahlı Kuvvetler Bakanı da olan Raul ve parti ile devlet yönetimindeki diğer yoldaşlar, kendi kişisel erdemleri dolayısıyla beni, dengesiz sağlık durumuma rağmen, kamusal hayatın dışında düşünmek konusunda isteksizdiler.
Devamı...
 
İran Devrimi E-mail
Makaleler
Akın Erensoy   
Perşembe, 07 Şubat 2008
Tudeh11 Eylül saldırılarından sonra siyasal İslâm yeniden gelip tartışma gündemine oturdu. Acaba yeni bir savaş mı başlıyordu, bu savaş dinler arası bir savaş mı olacaktı, ve siyasal İslâm bu savaşta bir tarafı mı temsil ediyordu? Amerikan emperyalizmi, öz evlâdı olan bin Ladin ve Taliban’a saldırdı ve bu saldırı ABD’nin dünya jandarmalığını ve sarsılan hegemonyasını korumaya yönelikti. ABD, siyasal İslâma yönelik bir politika değişikliğine gitmiş ve ona şimdilik ihtiyacı kalmamıştır.

Bu konjonktürde, İran’daki kitle hareketi siyasal İslâmın kalesine yeni bir saldırıdır. Uzun bir dönemdir İran’ın ezilen yığınları, despotik köhne kafalı molla rejimine karşı tahammülsüzlüklerini ortaya koyuyorlar. 1997’de Hatemi’yle başlayan burjuva reformu (Hordad), toplumsal gelişmenin molla rejiminin kalıplarına sığmadığının bir ifadesiydi. İran, derin çelişki ve çatışmalarla yüklü olarak patlamaya hazır bir bomba gibi, siyasal İslâmın yakasında asılı duruyor.
Devamı...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 21 toplam 281

Linie


Linie

 


Anket
Teori.org sitesinde görmek istedikleriniz...
 
      

    

 

 

En Çok Okunanlar