|
Birilerinin bir türlü ölmekten kurtulamadığı, vahşi saldırılara maruz kaldığı ya da sürekli mekanik, soğuk bir dünya izlenimi yaratan bazı korku filmleri geleceğe dair bir takım huzursuz düşüncelere sevk eder bazı insanları.
Küçükken, “iyi ki bu filmlerin gerçek olma ihtimali” yok diye avuturdum kendimi. Sonra sonra büyüdükçe, insanın kendini huzursuz hissetmesi için ille de garip, tanımlamayan yaratıkların ya da aletlerin hayatımıza girmesinin şart olmadığını idrak etmeye başladım. Hatta “canavar” diye bir şeyin tanımı yapılacaksa ve buna kötü bir anlam atfedilecekse illa da o şeyin ağzının burnunun yamuk olması gerekmediğini…
Mesela bir kadın işçinin çocuğunu aldırmasını, aldırmazsa işten atılacağını söyleyen bir patron ne kadar bizim gibi “normal” bir görünüme sahip olsa da “çocuk” hayal gücünü kullanarak çok büyük bir zevkle onu canavar ya da cani sınıfına koyabilirdik, ya da daha ağırlarına. Bu yakıştırmayı rahatça yapabileceğimiz işveren – can alan, Yunanistan’ın Zakinthos adasında çocuk kıyafetleri! satan bir mağazanın sahibi.
Hükümetin her kapitalist ülkede olduğu gibi sözde annelik hakkını korumaya dönük önlemlerinin, anne adayı işçilerin çalışma hakkını elinden almaktan başka bir anlama gelmediği bu örnekte de olduğu gibi, açıkça ortada.
Doğum izni, süt izni gibi yasal hakların “külfetinden” kurtulmak için hamileleri işten atan patron örnekleri birçok ülkede artmaya devam ediyor.
Hamilelik planları yapan işsiz anne adaylarının iş bulmadan önce bu isteklerini “ailece” rafa kaldırma kararları ya da iş yerinde en az bir senelerini tamamlamadan hamile kalmamaya özen göstermeleri, “insan hakları savunucusu” Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’da iş arayan kadınların algılarına maalesef yerleşmiş durumda.
Geçen Mart ayında Atina’da bir sağlık merkezi, hamileliği sırasında ciddi sağlık sorunları yaşayan bir hemşireye izin vermek yerine, kökten çözüm bularak, anne adayını işten attı. İş yerinin yukarıdaki örnekte olduğu gibi burada da bizi şaşırtmaması gerekiyor, zira söz konusu olan “hizmet edemeyen” ve “verim alınmayan” bir işçinin işten atılması! Çocuk kıyafetleri satan mağaza ya da bir sağlık merkezi olmalarının hiçbir önemi yok.
Artık pes! dedirten bir diğer örnekse gözü kârdan başka bir şey görmeyen iş verenin ulaşabileceği en vahşi safhayı gösteriyor. Dershanesinde bir önceki eğitim-öğretim yılında çalışan yabancı dil öğretmeninin birkaç gün önce başlayan yeni öğrenim yılında hamile olduğunu öğrenen iş yeri sahibi, öğretmenden tam olarak hamile kaldığı döneme dair resmi rapor istiyor. Eğer hamileliği dershanenin kapalı olduğu dönemde başladıysa, ilgili yasalar kadının işe yeniden alınmamasını “hoş görebiliyor”.
Yaşanan ve yukarda da değinilen örnekler durumun ciddiyetini gösteriyor.
Zakinthos’da işten atılan hamile işçi, iş yeri sendikası ve PAME (Bütün İşçilerin Mücadele Cephesi) ile birlikte hakkını aramaya başladı bile.
Ayrıca bölgedeki İşçi Merkezi 29 Ağustos’ta bir miting düzenleyerek bir yandan atılan işçinin hakkını aramaya devam ediyor öte yandan kadının hem annelik hem de iş hakkını elinden alan hastalıklı siyaseti sorguluyor.
Bu tablo eski zamanların garip yaratıklı korku filmlerini aratıyor doğrusu…
Kaynak: soL Haber
|