| |
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Ulaş Başar GEZGİN
|
|
Pazartesi, 09 Ağustos 2010 |
İki işi de eşit derecede sevdiğimden Yapıyordum ikisini de aynı zamanda. Kışları ‘öğretmen’ derlerdi bana Yazları hamaldım okulda. Öğretmen bilgi taşımalıdır ya yavrucaklara, Ben onu hamal olarak da yapardım. Sırtımda kitapların ağırlığıyla Okul merdivenlerini bir bir çıkardım. |
|
Devamı...
|
|
|
Söyleşiler
|
|
A Las Barricadas
|
|
Çarşamba, 28 Nisan 2010 |
 RAWA (Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği), batılı silahlı güçler tarafından desteklenen köktendinci-güçsüz bir hükümet ve Taliban arasında bölünmüş Afganistan’da, insan hakları için mücadele eden gizli bir grup. Demokratik bir halk hareketi temelinde cahil kadınların eğitilmesi için kurulan RAWA, her iki taraf için de yok edilmesi gereken bir hedefe dönüşmüş durumda. RAWA’dan bir aktivist, İspanyol sosyal gruplarıyla dayanışma içinde olmak, desteklerini elde etmek ve ölümcül işgali anlatmak için eyalette bir konuşma turu gerçekleştirdi. Pakistan’daki mülteci kampları ile Afganistan arasında yaşayan genç bir gazeteci ve öğretmen olan Mariam Raw’ın (kod adı) Logroño’ya geçişinde kısa bir sohbet gerçekleştirdik. ALB: Yapılan saldırılar dışında batıya neredeyse hiçbir haberin gelmediği bir bölgeden geliyorsunuz. Bize Afganistan’daki kadınların durumu üzerine kısa bir açıklama yapabilir misiniz? Köktendincilerin 1992 yılında (Rus birliklerinin çekilmesiyle oluşan güç boşluğunda) ülkenin kontrolünü geline geçirmesinden bu yana kadınların durumu oldukça kötüleşti. Afgan kadınlarının NATO ve Amerikan birliklerinin saldırıları nedeniyle hayatta kalma güvenceleri yok. Ayrıca günlük yaşamları içinde cinsel tacizlere, tecavüzlere, kaçırılmalara, zorunlu evliliklere, aile içi şiddete göğüs germek zorunda kalıyorlar. Bu kadar sahipsizlik karşısında bulunan bu kadınlara ne Karzai Hükümeti ne de onun polisi herhangi bir koruma sağlamıyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Seda AYAZ A.
|
|
Çarşamba, 28 Nisan 2010 |
|
Kelam, her kaleme ayrı yoldan konuyor. Bana önce uçuşarak öfke nöbetleri geliyor misal. Tepelerine tüneyen hiddetten harflerin gözü kararır gibi oluyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde “bazı insanlar hakikatin ışığı kendilerinde mevcut olarak doğuyor” der. Kim karşı çıkabilir? Öte yandan kahir ekseriyetimiz, o türden bir ışığa sahip değiliz. Onun için, sözü hakikate yakın kılmak için, harflerin üzerlerindeki hiddetten silkinmesi gerekiyor. Öfkenin ayağını bir kere kaydırınca da arkası zaten geliyor. Asıl derdimizin çaresizlik olduğu ortaya çıkıveriyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
İFF 2010
|
|
Salı, 20 Nisan 2010 |
|
Ankara İFF Film atölyesi 2010 yılında da çok dolu bir program hazırladı.
ETKİNLİK PROGRAMI Güvencesiz Çalışmayı İşçi Filmlerinde İzlemek: Ken Loach Sineması “Demiryolcular, İşte Özgür Dünya, Ekmek ve Güller” Denizcan Kutlu, AÜ SBF Doktora Öğrencisi 18 Nisan 2010 Pazar, Saat: 17:00, Yer: Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
Kısa Film Üzerine Erdem İlic, Yönetmen 20 Nisan 2010 Salı, Saat: 19:00, Yer: Konur Sok. No: 63/6
Tek Film ile Sinema Televizyon Bilgisi, Film: “Ateşe Çağrı” Murat Karahüseyinoğlu, Yönetmen 21 Nisan 2010 Çarşamba, Saat 19:00, Yer: um:ag |
|
Devamı...
|
|
|
Söyleşiler
|
|
Hatice TUNCER
|
|
Pazar, 18 Nisan 2010 |
 Bugünlerde muhalefetin olduğu her yerde “Bandista”nın seslendirdiği marşları, şarkıları duyuyoruz. Halen solcu olanların, devrimci zamanlardan gelmiş olanların bildikleri marşlar farklı yorumlara muhaliflere eşlik ediyor. Bandista’nın marşları, şarkıları, kulaktan kulağa, üniversitelerde, eylemlerde, internet üzerinden yayıldı. 1 Mayıs’ta yıllar sonra Taksim Alanı’na doğru yürüyenlere Karl Marx’ın ünlü sözünü isim olarak verdikleri “De Te Fabula Narratur-Senin Hikâyeni Anlatıyorlar” albümlerini dağıttıklarında daha da merak uyandırdılar. “Kim bu Bandista”lar diye merak ettik. İşte Bandista’nın hikâyesi... Bandista grubundan 3 müzisyenle buluştuğumuzda daha önce “Barışarock” karşı festivalinde koşuştururken tanıştığımız arkadaşlar olduklarını fark ettik. Klasikleşmiş sorularla hemen grubun kimlerden oluştuğunu, kimin ne enstrüman çaldığını sorduk. Meğer isimlerini söylemiyorlarmış, çünkü 7 kişiden oluşan Bandista’nın kadrosu değişimlere açıkmış ve ortak bir emek ürününü ortaya koydukları için isimlerin önemi yokmuş: “İsimleri kullanmayacağız. Şu anda 7 icracı var. ‘Söyleyecek çok sözümüz var’ dedik, aslında buradan başladı. Ama her şeyden önce bir ihtiyaçtan çıktı. Yani çok fazla biriktirmiştik. Yani halimizin, içinde bulunduğumuz yürüyüşün bir tür ritime ihtiyacı vardı. Evet bu ritimi tutan bir sürü başka grup da var ama daha yürüyüşün içinden gelen belli noktalarda sözünü söylemek isteyen... Eylemse, grevse, yürüyüşse, anmaysa neyse bunun adı...‘Bir eksik cümleyi de biz koyabilelim’ demek isteyen insanların bir araya gelmesiyle başladı her şey...”
|
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Ulaş Başar GEZGİN
|
|
Salı, 13 Nisan 2010 |
Sabaha karşı bir cipin altında “Birşeyler anlatmak için ölmüş gibisin” “Bu kadar acı yeter kuluma” mı dedi Tanrı? Kimbilir, canını bunun’çin mi aldı... |
|
Devamı...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 21 toplam 309 | |


|
|
|