| |
|
|
Makaleler
|
|
Salim Lamrani
|
|
Cumartesi, 02 Ağustos 2008 |
|
Küba’daki değişimler ne anlama geliyor? Sosyalizmi terk etmek ya da sosyalizmle ilerlemek mi? Ticari basın, ulusal lider Fidel Castro’nun iktidardan çekilmesinden sonra, Küba’da tüketime yönelik kısmi sınırlamaların yürürlükten kaldırılmasını, ekonomik sistemde bir değişimin işareti, sosyalizmden liberalizme doğru bir geçiş olarak görmeyi tercih etti. Araştırmacı Salim Lamrani, bu gerçeği ayrıntıları ile gözlemledi.
Bu sınırlamalar artık yararsız hale geldikleri için kaldırıldı. Küba, Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik ambargosuna rağmen, ekonomisini güçlendirmek için kendisine yeni ortaklar buldu. Bu yapılan yenilikler, politik bir kırılma anlamına gelmez. Bu reformlar -ki, üzerinde ulusal boyutta uzun tartışmalar yapıldı- Kübalıların, ekonomik sistemlerini muhafaza ederek, dünyadaki gelişmeleri yakalamaya ne kadar istekli olduklarını gösterir.
Batı basını, Raul Castro’nun başkan seçilmesinin ardından, Küba’da yapılan değişimlerle ilgili bıktırıcı, bitmek bilmeyen yayınlar yaparak, adanın ekonomisinin olası liberalleştirilmesini, şimdiden kutladı.[1] Küba söz konusu olunca, her zaman yüzeysel ve yanıltıcı davranışlar sergilerler. Ve bu bir gerçek. Evet, elektrikli ev aletlerinin elde edilmesinde, otellere girişte ve cep telefonu kullanımındaki sınırlamalar yakın zamana yürürlükteydi ve bunun rasyonel bir açıklaması vardı. Ama çokuluslu haber kaynakları, bunları her nedense görmek istemediler. Aslında, Fidel Castro’nun seçimlere katılmama kararından kısa bir zaman önce, Küba sosyalizmini geliştirmek amacı ile, 2008 yılı başlangıcında, bütün ülkede yoğun bir tartışmaya başlanmış ve 1,3 milyon öneri üretilmişti.
|
|
Son Yenileme ( Cumartesi, 02 Ağustos 2008 )
|
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Çiğdem Çidamlı
|
|
Çarşamba, 23 Temmuz 2008 |
|
Taraf gazetesinin Türkiye devrimci hareketinin 1970’li yıllarda faşist darbeciler tarafından katledilmiş devrimci önderlerine “darbecilik” çamuru atmakla başlayan ideolojik saldırı hamlesi, Ergenekon operasyonuyla birlikte iyice çığırından çıktı. Gazetenin sayfaları artık her gün genel olarak sola, Türkiye solunun ilerici geleneklerine, değerlerine ve vicdanına, sosyalist partilere, emek ve halk örgütlerine, feminist harekete, zaman zaman Kürt ulusal hareketine, sol basın-yayın organlarına, köşe yazarlarına akıl, fikir, emir, aşağılama ve artık hiç de örtük olmayan bir biçimde nefret yağdıran öyle çok köşe yazısıyla, konuk yazar yazısıyla, örtük ya da açık imalarla, babalanmalar, böbürlenmeler ve şişinmelerle dolup taşıyor ki, düşünmeden edemiyoruz. Taraf, hazır “darbe karşıtlığı” misyonunu göklerde dalgalandırırken, bir misyonu, sola ideolojik-politik önderlik yapma ya da yeni bir ideolojik önderlik yaratma misyonunu da mı aradan çıkartmayı planlıyor?
Peki baylar bayanlar, Taraftan yana taraf olanlar, bunca zamandır nerelerdeydiniz, sola yönelik bu kadar kasıntıyı, kompleksi, kini, nefreti ve solun önünü açacak, solu darbecilikten, faşizan milliyetçilikten, üçüncü dünyacılıktan ve hatta dar kafalı grupçuluktan kurtarıp toplumun büyük kesimleriyle kucaklaştıracak bu kadar yeni sol stratejiyi nerelerde, kaç zamandır biriktirdiniz? |
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Yusuf Yavuz
|
|
Perşembe, 17 Temmuz 2008 |
|
AKP’ye açılan kapatma davasının yarattığı ilk şokun hemen ardından, Başsavcı Yalçınkaya’nın aile kökleri ve kimliğiyle ilgili haberler de medyada ardı ardına boy göstermeye başladı. Özellikle AKP’ye yakınlığıyla bilinen yayın organlarında Başsavcı Yalçınkaya’nın, Nakşi Şeyhi olduğu öne sürülen dedesi Kürt Ali Efendi hakkında ‘dedesi Nakşi Şeyhi, dayısı RP’li’ türünden haberler yapılması dikkat çekti. Ardından, 16 Mart’ta Mehmet Faraç imzasıyla Cumhuriyet’te yer alan haberde “ Urfalı din bilginlerinin laikliğe yaklaşımları ile aynı zamanda tarihin bu açıdan tam 84 yıl sonra tekerrür ettiğini gösteriyor. 3 Mart 1924’te hilafetin kaldırılması için 53 milletvekili TBMM’ye yasa teklifi verdiklerinde başlarında Urfalı bir din bilgini olan Şeyh Saffet ( Mustafa Kemaleddin Yetkin) vardı” deniliyordu. Yalçınkaya’nın dedesi Kürt Hacı Ali Efendi’nin geçmişinin de ele alındığı haberde, ünlü bir Nakşi şeyhi olduğu ve Haydari Medresesi Müderrisi olarak tanındığı belirtiliyordu.
Hukukun ve demokrasinin iyice hırpalandığı bu dönemde, siyaset ve bürokrasi geleneğinden gelen ve topluma yön verme iddiasındaki aktörlerin kendi varlığı ve kimliğinin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmadı. Eğer her hangi bir aşirete ya da tarikata bağlı değilseniz, vay halinize. Bağlıysanız, o zaman bir kez daha vay halinize! |
|
Devamı...
|
|
|
Makaleler
|
|
John Riddell
|
|
Salı, 15 Temmuz 2008 |
 Geçtiğimiz on yıl boyunca, Latin Amerika’daki yeni bir kitlesel mücadele dalgası, bu kıtanın devrimcileriyle emperyalist ülkelerdekiler arasında bir yüzleşmeye ön ayak olmuştur. Bu mücadelelerin birçoğunda, Evo Morales başkanlığındaki Bolivya’daki gibi, yerli halklar başı çekmekteler. Latin Amerikalı devrimciler, Marksizm’i eylemin yanı sıra teori alanında da zenginleştiriyorlar. Bu makale, düşüncelerinin bağlandığı yolları işaret eden ve Marksist felsefenin önemli ancak az bilinen yönlerine dikkat çeken giriş niteliğinde bazı yorumlar sunuyor. Avrupa-merkezcilikLatin Amerikalı devrimcilerden sıklıkla duyulan, Marksist teorinin büyük kısmının “Avrupa-merkezci” bir eğilim tarafından damgalandığına ilişkin eleştiri iyi bir başlangıç noktası olabilir. [Bu arkadaşlar] Avrupa-merkezciliği, Latin Amerikalı ulusların, sosyalist bir devrimin mümkün hale gelmesinden önce, Batı Avrupa toplumlarının gelişimini taklit etmek zorunda olduğuna dönük bir inanç olarak anlıyorlar. Avrupa-merkezcilik, toplumsal ilerleme için ve fiziksel üretimi arttırma ihtiyacı dolayısıyla, köylü ve yerli gerçekliklerini dışlamak ve yerli kültürünün çözülmesi doğrultusunda hareket edecek gibi görünen bir biçimde sanayileşmenin önceliği üzerinde vurgu yapılması olarak da anlaşılıyor [1]. |
|
Devamı...
|
|
|
Makaleler
|
|
Sendika.Org
|
|
Cumartesi, 28 Haziran 2008 |
|
(Sendika.Org aktüel gündem yazısıdır.) Anayasa Mahkemesi’nin türban konusunda verdiği kararın ardından, seçimlere ve rejimin seçim sonrası geleceğine dair ilk hamleler ortaya çıkmaya başladı.
AKP yönetimindekiler ceza alınacağı konusunda ikna oldukları için olsa gerek, olası iki durum (kapatılma ve/veya yasaklama) karşısında yeni çözümler bulmaya çalışıyorlar. Kapatılma kararına karşı, eski Refah Partili “söz dinleyen” ağabeylerine yeni bir parti kurdurma işini verdiler. T.Erdoğan’ın siyasi yasaklı haline gelmesi durumunda ise işler çok karışacak. Gül’ün olmadığı, Arınç’ın meşruiyet sıkıntısı çekeceği ve üçüncü bir kişinin bulunmadığı göz önüne alınırsa, AKP’de çok ciddi bir liderlik problemi yaşanacağı açık. Üstelik bu durumda dokunulmazlığı kalkacağından korunmasız kalacak olan Erdoğan, mahkeme kapılarını aşındırmak zorunda kalabilir. Tam da bu yüzden Erdoğan’sız bir AKP, gerçek bir kaos demek olacak. Erdoğan’ı kurtarmak AKP yönetimi için farz haline geldi. |
|
Devamı...
|
|
|
Güncel Yazı - Yorum
|
|
Ece Temelkuran
|
|
Cumartesi, 28 Haziran 2008 |
|
1990’ların başında tartışma bölük pörçük ilerliyordu. 60 milyon dolarlık bir projeydi. 17 tane yeni cezaevi yapılacaktı. F tipleri! O zamanlar bu cezaevlerine ‘tabutluk’ deniyordu.
F tipi cezaevleri ilk inşa edilmeye başlandığında bu cezaevlerinin Amerikan tipi, lüks hücreler gibi mi olacağı yoksa insanları yalnızlaştıran deliklere mi dönüşeceği konusunda tartışmalar vardı. Bir karambolda cezaevleri inşa edildi ve sevkler başladı. Ölüm orucunun ne olduğunu o dönemde öğrenmiştim.
Politik tutuklu ve hükümlü anneleri, açlık grevleri, gönüllü doktorlar, sivil toplum örgütlerinde durmadan kaynayan demlik, sönmeyen sigara ve bir süre sonra sessizleşen iç odalar. Ölüm oruçlarında 60’lı günlere ulaşıldığında sessizlik başlardı ve telefon çaldıktan bir kaç saniye sonra bir kadının çığlığı duyulurdu:
“Yavrum!”
Bir çocuk düşerdi...
Şimdi uzun sürüyor ölüm oruçları. O zaman B1 vitamini kullanılmıyordu, şimdi kullanılıyor. 18 yaşında çocuklar daha çabuk ölürdü o zaman, şimdi daha uzun sürüyor ölmeleri... Öyle işte.
|
|
Devamı...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 22 - 42 toplam 309 | |


|
|
|